|

KESK
KESK başkanı Sami Evren, eczacılar
Birliği'nin ( 2003 ) açılış konuşmasında kamu emekçilerinin sorunlarını dile
getirmek yerine kutsal kitabımıza dil uzatarak , Kuran-ı Kerim'in
öğretilmesini : " 1400 yıl önceki köhnemiş fikirler " olarak nitelendirmesi ,
sendikanın amaçları dışında da hedefleri olduğunu göstermektedir ... !
Aylık bültenlerinden bir alıntı
( Mart 2003 ) : ölen
bir üyelerinin ardından-İbrahim Sevimli- " İlkokul sıralarında almış olduğu din
eğitimine karşın , ...sol düşüncenin savunucusu... " diye ifade yer alacak kadar İslam düşmanlığını her
fırsatta ifade eden bir sendikadır KESK .İlkokul çağında ne kadar dini eğitim
alınabilir ve bunun ölüm ilanına eklenmesine ne gerek vardı ...! ,
diye sormuyoruz elbette ...
Üyeleri arasında bulunan imam,başörtülü,Namazında,hayatında İslam'a büyük önem
verenlerin hatta İslamî dünya görüşünü benimseyenlerin bulunduğu ve en az
% 50'sini üyeleri bu kişilerden oluşan bir örgütün , yönetici kadrosunun dünya
görüşü ile taban tabana zıt olan ve emeklerini savunmayı amaçladığı iddia
edilerek kurulan, üye ve aidat toplanan sendikanın hem âşikar hem gizli
amaçlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine inanıyoruz artık...!
Yönetiminde bulunanların siyasi görüşüne sahip partiler % 0,5 oy alırken,
arkalarındaki desteği emeğin haklı savunmasına değil kendi
ideolojilerine destek sağlamak için kullanmaları en azından
kınanması gerekilen bir davranıştır...!Sendikanın yönetici
kadrosundakiler isterlerse girsinler siyasete ve alsınlar boylarının ölçüsünü
ama sendikayı kendi siyasi emellerine alet etmesinler !
Aşağıdaki haberi yorumsuz sunuyoruz :
Bu sendika kimi temsil ediyor?
Bu günlerde sokaklar dolup
taşıyor, sendikalar hak (!) arayışında. İlanlar
veriliyor tam sayfa gazetelere. Ama bu ilanların hakla
pek ilgisi görünmüyor... Herşey KESK’ bağlı EĞİTİM-SEN’ in birçok şubesi, bazı gazetelere ilan vermesiyle başladı.
Eğitim-Sen'in İmralı cezaevinde yatan Terörist başı
Abdullah Öcalan için 'KONGRE-GEL Genel Başkanı ve
lideri' unvanını kullanmasıyla ortalık karıştı.İlan metninde ayrıca,
Abdullah Öcalan’ın cezaevindeki
koşullarının düzeltilmesi, sağlık durumuna dikkat edilmesi ve
hatta başka cezaevine nakledilmesi istenerek,
"eğer
Türk Devleti bu istemleri yerine getirmez ise tesis edilen
barışın bozulabileceği, gerillaların engellenemeyeceği"
ifadeleri ima edildi. BASK’a bağlı Bağımsız
Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı ve
arkadaşları ilan metinlerini toparlayarak bir süre EĞİTİM-SEN
Genel Merkezi’nin tavırlarının ne olacağını beklediler.Avcı ve
arkadaşları herhangi bir tekzip gelmeyince hemen harekete
geçerek tepkilerini, "Eğitimcilerin mi yoksa Öcalan’ın
mı Sendikasısınız?" içerikli basın açıklamaları
yaptılar... " Önemli olan Eğitimcilerin alın teri hakkını
savunmak için kurulan bir sendikanın hem de Eğitim Sendikasının PKK liderine
sahip çıkıp, devlete şartlar öne sürüp tehditler savurmasıdır. Tabi bunu duyan
binlerce eğitimci arkadaşımız sendikalarından istifa edince iftira
kampanyalarına başladı (
www.internethaber.com : 30 Kasım 2004
)
KESK 2.OLAĞAN GENEL
TOPLANTISINDA TÜRK BAYRAĞI ASILMAZ,İSTİKLAL MARŞI OKUNMAZ,ÖCALAN İÇİN DEHAP
GENEL BAŞKANI TUNCER BAKIRHAN " SAYIN " İFADESİ KULLANIR
( Milliyet :14
Mayıs 2005)
OLACAĞI BUYDU :
5. SINIFI BİTİREN ÖĞRENCİLERİN YAZIN KURAN ÖĞRENMELERİNE KARŞI ÇIKTILAR...O YAŞ
GRUBUNA BALE SERBEST...AMA KURAN YASAK DEDİLER...
2003 YILINDA DEVLETE SIFIR MALİYET İLE 10.000 FAKİR
ÇOCUĞUN ÖZEL LİSELERDE PARASIZ OKUMALARINI " BAZI ÖZEL OKULLAR
MÜTEDEYYİN İNSANLARIN... ÖĞRENCİLERİ ETKİLEYEBİLİR..." DİYE DANIŞTAY'A
DAVA AÇIP BUNU YASAKLADILAR...
ŞİMDİ (
25.05.2005) YARGITAY HUKUK
DAİRESİ SENDİKANIN KAPATILMASINA KARAR VERDİ...YANİ YASAK YASAK DİYE DİYE
KENDİLERİ YASAKLANDI...! YAZIK...!KEŞKE SADECE SENDİKA OLSALARDI , SİYASİ
GÖRÜŞLERİNİ SENDİKAYA ALET ETMESELERDİ...YAZIK !
TÜZÜKTEN YASAKLANMA GEREKÇESİ
İFADELER ÇEKİLİR...AMA KESK YİNE BİLDİĞİMİZ KESK :
Eğitim-Sen, İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği'nde Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmelik'in yürürlüğünün durdurulması ve iptali için
Danıştay'da dava açtı. Eğitim-Sen'den yapılan açıklamada, İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları
Yönetmeliği'nin 42. maddesi değiştirilerek, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı
Kuran kursları ve vakıflarca açılan öğrenci yurtlarının, Milli Eğitim
Bakanlığı'nın denetiminin dışına çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada, Eğitim-Sen'in, bu durumunun eğitim sisteminde yaratacağı
olumsuzlukları göz önünde bulundurarak, ilgili değişikliklerin iptali ve
yürürlüğün durdurulması için Danıştay Başkanlığı'na dava açtığı bildirildi. Kuran kursları ve yurtların devletçe denetlenmesinde anayasal zorunluluk
bulunduğu, devlet adına bu denetimi Diyanet İşleri Başkanlığı ya da bakanlık
bünyesinde bulunmayan bir başka birim, kurum ya da kuruluşun yapamayacağı
belirtildi. Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 56. maddesinin, eğitim ve öğretim hizmetinin
yürütülmesi, denetimi ve gözetiminden devlet adına Milli Eğitim Bakanlığı'nı
sorumlu tuttuğu vurgulanarak, yapılan yönetmelik değişikliğinin, bu maddeye
aykırı olduğu savunuldu. (7 Ağustos 2005 Pazar )
DİYANET MÜFETTİŞLERİ
BİLMEM NE KADAR KURS ÖĞRENCİSİNİ DENETLEYEMEZMİŞ...AMA MİLLİ EĞİTİM MÜFETTİŞLERİ
İLE OKULLARDAKİ ÖĞRENCİLERİN ARASINDAKI ORAN DAHA FAZLA...
DİYANETTEKİ HER MÜFETTİŞE DÜŞEN KURS ÖĞRENCİ SAYISI, MİLLİ EĞİTİMDEKİ MÜFETTİŞ
BAŞINA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISINDAN NEREDE İSE %10 ORANINDA DAHA AZ...KESK
BİLMİYOR MU BUNLARI ...BILIYOR TABII AMA AMAÇ FARKLI ... HUY ANCAK
TENESIRDE CIKARMIS...!

Aslında Bu Resim Bile tek başına Her Şeyi Anlatmıyor mu...!? Anlayana...!
KESK
Türkiye’de solu temsilen öğretmen sendikacılığının belki de zirve
yaptığı yılları yaşayan Eğitim-Sen, ‘anadilde eğitim’ eksenli polemik
ve kısır çekişmelerle sendikadan çok bir siyasi partiyi andıran
görüntüsüyle gündeme geldi. Hukukun ve kamuoyunun karşısına iki kez
tüzük tartışmasıyla çıkan sendikanın kapatılmaması için tam bir
seferberlik başlatıldı. Kendisini Atatürkçü, devrimci, sosyal
demokrat, demokrat ilân eden eğitimci kesimler, KESK’e bağlı
Eğitim-Sen’de 2000 yılından bu yana iç mücadele de yaşıyor. Sendikalar
siyasetten uzak mı?
Eğitim-Sen, sol kesimin değişik gruplarının çatısı oldu. Bu gruplardan
Devrimci Sendikal Dayanışma (DSD) Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin,
Yurtseverler HADEP’in, Emekçiler EMEP’in izdüşümü olmaktan
alıkoyamadılar kendilerini. Sonuçta sendikal hüviyetinden çok siyasi
çekişmeyle ve her şeye hayır diyen kimliğiyle gündeme geldi sendika.
1995’te Eğitsen ile Eğitim-İş’in birleşmesiyle kurulan Eğitim-Sen son
dönemde yaşanan iç çekişmelerin ardından hiç olmadığı kadar kan
kaybetti. Sendikanın daha birkaç yıl öncesine kadar 190 binlerde olan
üye sayısının bugün 90-100 binlere gerilediği belirtiliyor. Eğitim-Sen
içinde sonuna kadar mücadeleyi seçen bazı gruplar ise sendikanın
kapatılma davasıyla zirveye çıkan tartışmaların ardından gerçekten
sendikacılık yapma niyetiyle ayrılmaya karar verdi. Örneğin Sendikal
Birlik üyesi 13 şube başkanı istifa etti. Müstafi eğitimciler 17 Ekim
2005 itibariyle 600 bin öğretmenin bulunduğu camiaya Eğitim-İş
Sendikası’nı tekrar kazandırdı.
...Anadilde eğitim tartışmalarıyla başlayan süreçte bugün daha çok
eğitimcilerin ne kadar sendikalı olmak istedikleri, sendikaların
siyasetten ne kadar uzak oldukları konuşuluyor. Puslu hava
dağıldıkça sendikacılıkta yapılan hatalar bir bir su yüzüne çıkıyor.
Öğretmenlerin çiçeği burnunda sendikacısı Eğitim İş Genel Başkanı
Yüksel Adıbelli, 2000 yılı yazında toplanan Eğitim-Sen genel kuruluna
atıfta bulunuyor. Genel kurulda “Öğretmenlerin Türkiye Cumhuriyetini
koruma ve onu öğrencilere öğretme yükümlülüğünün olmadığına” karar
verildiğini hatırlatıyor. Adıbelli’ye göre sendika, anadilde eğitim ve
Kürt kimliği tartışmalarının ötesinde, içindeki ilk kırılmayı burada
yaşadı. Genel kuruldaki ‘Sayın Apo’ hitaplı konuşmalara en sert
tepkiyi ‘Sayın Atatürk’ diyerek gösteren de Adıbelli’nin ta
kendisiydi.Adıbelli’nin dikkat çektiği ikinci nokta ise Eğitim-Sen’in
son beş yıldır siyasi parti olarak görülmesi ve bazı partilere angaje
edilmesi. Bu yüzden önemli uyarılar yapıyor: “Sendikalar parti değil.
Türkiye’yi yönetmeye talip olamaz. Eğitim diye bir sorunumuz var.
Sendika ancak şuna talip olabilir; eğitim emekçilerinin, öğrencilerin
ve kamu çalışanlarının ekonomik, demokratik, özlük taleplerinin
iletilmesi, geri kazanılması. Kimse, dinini, dilini, etnik kimliğini
öne çıkararak sendikacılık yapmasın.”
Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim Bir-Sen’in başı çektiği
örgütlülükte resmi rakamlara göre üyelik oranı yüzde 43. Ancak
Eğitim-Sen’de yaşanan istifaları hesaba aldığınızda yüzde 8-10’luk bir
kayıp söz konusu; yani üyelik oranı yüzde 33-35.
“Mevcut sendikaları kavgacı ve meydanlarda kaldırım taşı söküp
devlete karşı yürüyen öğretmen imajı yıkıyor.” diyen Anadolu
Eğitim-Sen’in genel başkanı 14 yıllık coğrafya öğretmeni Cansel Güven,
Türkiye’nin ilk kadın sendika başkanı aynı zamanda. Eğitim
emekçilerinin yarıya yakınının kadın olduğuna dikkat çeken Güven,
KESK’e bağlı Eğitim-Sen’de 11 yıllık aktif sendika üyeliği yaptığını
belirterek, kadın öğretmenlerin haklarının savunulması için ‘kadından
sorumlu genel sekreterlik’ kurulması dışında bir çözüm
üretilmediğinden yakınıyor. Eğitim sendikalarının kendilerini
tanımlamaları konusunda yepyeni öneriler getiren Cansel Güven,
“Öğretmenler, öğrenciler ve veliler eğitim sendikalarının doğal
üyeleridir. Bizim derdimiz eğitime katkı sağlamak olmalı. Bu yüzden
a-politik (renksiz-kimliksiz) olmakla suçlanıyoruz. Ama bizi
suçlayanlardan daha çok eğitim politikalarının içindeyiz. Tek farkımız
kaldırım taşı söküp kahrolsun devlet demiyoruz. Sendikalar bugüne
kadar hep hayır diyecek bir şey aradı. Üyesini ve eğitimi unuttu.”
diyor.
Hem Cansel Güven hem Yüksel Adıbelli, Eğitim-Sen’in “samimiyetsiz
yöneticilerin tavırları ve azınlığın sesinin baskın çıkması” nedeniyle
kan kaybettiğine inanıyor. Eğitim-Sen yöneticilerinden birinin Mayıs
2005 itibariyle istifa eden üye sayısını 55 bin olarak vermesi de
onları teyit ediyor.
Kopuşların yaşandığı Eğitim-Sen kanadında ise her iki başkana da
farklı bakılıyor. Eleştirilere cevap veren Eğitim-Sen Genel Başkanı
Alaattin Dinçer, “Bizim 160 bin üyemiz var, ayrılan birkaç üye,
kurulan küçük sendikalar bizi yıpratamaz. Her yerde 20-30 kişilik
muhalefet olur.” diyor. Dinçer, hiçbir yerde toplu kopuş
yaşanmadığını, panik havasına kapılmadıklarını belirtiyor.
Oysa, son rakamlar farklı bir tabloyu ortaya koyuyor. Buna göre,
Eğitim-İş İzmir, Adana, Trabzon, Samsun, Konya, Isparta, Uşak şube ve
il temsilcilikleri için yetki belgesi almış. Kasım’ın ikinci haftası
itibariyle kayıtlı üyeleri 4 bini aşmış. Yenileri de yolda. Milli
Eğitim Bakanlığı’nın kayıtlarına göre 15 Mayıs itibariyle
Eğitim-Sen’in 131 bin, Türk-Eğitim-Sen’in 124 bin üyesi var. Eğitim
Bir-Sen’in üye sayısı ise 80 binlere dayanmış durumda.
Sendikacılık siyasallaştı
Diğer yandan, Anadolu Eğitim-Sen tarafından gerçekleştirilen bir anket
‘sendikacılığın’ çıkmazları konusunda ipuçları veriyor. Ankara,
İstanbul, İzmir, Yalova, Kocaeli, Zonguldak, Mersin, Adana, Batman,
Aydın, Erzurum, Sinop, Bursa ve Konya’da 3 bin 680 öğretmenin
katılımıyla gerçekleştirilen ankete cevap verenlerin yüzde 80’i
sendikaların kendilerini yeterince temsil etmediği görüşünde. Yüzde
70’i sendikaların siyasallaştığına inanıyor.Veli ve öğrencilerin
sendikalarda yer alması gerektiğini düşünenlerin sayısı ise yüzde 52.
HÜLLE SENDİKASI KURDULAR!
Eğitim-Sen’in kapatılma davası sürecinde yaşanan ilginç gelişmelerden
biri de Eğitim Bilim Sendikası’nın (EBS) kurulması. Muhalif
sendikacılar, Eğitim-Sen yetkililerinin belirlediği 7 kişilik
yönetimle kurulan EBS’nin yedek sendika olduğunu iddia ediyor.
Yargıtay’ın sendikayı kapatma kararı aldığı anadilde eğitim maddesinin
de tüzüğe aynen geçirilmek suretiyle korunduğunu savunuyor. EBS’nin
kuruluşu da tüzüğündeki anadilde eğitim şartı konusunda kimseye bilgi
verilmemesi, artan istifaların ardındaki nedenlerden sadece biri. Bir
sendika yöneticisi, “Hülle sendikası kurdular, samimi olsalar
üyelerine bilgi verip karar alırlardı.” yorumunu yapıyor.
KADEK ilânı verdiler!
İki yıl önce yaşanan bir kavga ise bugünlerde sol sendikacıların
yeniden gündeminde. Eğitim-Sen’in Bitlis, Muş, Diyarbakır, Adıyaman
gibi Güneydoğu illerindeki şubelerinin ‘KADEK lideri Öcalan’a
uygulanan tecridin kaldırılması” talepleriyle yerel ve ulusal
gazetelere verdiği ilânların parası kim tarafından ödendi?
İlânlara ne kadar para ödendi? Hesabı verilmeyen bu konu için
özellikle İzmir ve Trabzon’dan sert tepkiler geliyor. Eski
Eğitim-Sen Trabzon Şube Başkanı Mustafa Boz, sendika adına o günlerde
çarşaf çarşaf basılan ilânların bizzat oradaki şubelerin bütçelerinden
karşılandığını söylüyor. Boz, KESK başkanından Eğitim-Sen genel
başkanına kadar herkesin buna göz yumduğuna, kan kaybının ikinci
nedenlerinden birinin de bu tavırlar olduğuna işaret ediyor.
YUMURTLAMAYA DEVAM
|
Milli Eğitim Bakanlığı, "devlet
memurları kılık-kıyafet yönetmeliği" hükümlerinin
uygulanmasıyla ilgili bölümü, öğretmenevi ve sosyal tesisler
yönetmeliğinden çıkardı...Eğitim - Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, yönetmelikle,
"türban ve kara çarşafa geçit verileceğini" söyledi.
Sormak lazım türban (...!)simge ise
yırtmaçlı etek, dizüstü etek giyen , asırı makyajlı eğitimciler
neyin simgecisi...Onlar değilse TESETTÜR neden simge...Amaç
İslam düşmanlığı başörtüsü - veya adına ne derseniz deyin - bahane !
|
 |
TRT'deki Kesk üyesi
çalışanlar isyan eder ; " TRT'de dini yayınlar arttı...! " diye
açıklama yapar, " isyan ederler "
TRT açıklama yapar ( 09.06.2006)
"TRT"de görsel dini programlar, 1974 yılından beri
hazırlanmaktadır.AKP iktidarı döneminde artış gösterdiği
söylenen "dini yayın" konusu, söylentiden başka bir şey değildir. 12
Ocak 2004"te genel müdür değişikliği gerçekleştiğinde TRT"de dört
adet dini program mevcuttu.Bu programlar şunlardır: BİR: İnanç Dünyası. 30 dakika. TRT 1 İKİ: İnanç
Dünyası. 30 dakika. TRT INT ÜÇ: İnanç ve Bilim. 30 dakika.
TRT 2 DÖRT: Diyanet Saati. 60 dakika. TRT 4. 12 Ocak
2004"ten sonra (bugün itibariyle) yine dört adet dini program
mevcuttur. Bu programlar ve süreleri şöyledir: BİR: Yolcu.
30 dakika. TRT 1 İKİ: Hayat ve Din. 30 dakika. TRT 2
ÜÇ: Sonsuzluk Yolcusu. 30 dakika. TRT INT DÖRT:
İslam"ın Aydınlığında. 60 dakika. TRT 4 Görüldüğü gibi dini
yayınlarda ne süre, ne adet olarak bir artış söz konusudur."
İSLAM İLE DÜŞÜNME
EYLEMİNİ YAN YANA GETİREMEYEN BİR ZİHNİYET
Antalya Anadolu Lisesi Din Kültürü ve
Ahlak Bilgisi öğretmeni olan Mehmet Ocakçı'nın (53) öğretmen
açığı nedeniyle Hacı Dudu Mehmet Gebizli Anadolu Lisesi'nde de
felsefe grubu (Felsefe - Psikoloji - Sosyoloji - Mantık) derslerine
girmesi, ...
Eğitim - Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Zeybek, amacı sorgulamak
olan felsefe dersine, sorgulamayı reddeden din dersi öğretmenlerinin
girmesinin doğru olmadığını söyledi. Okul
Müdürü Mehmet Karakaş, felsefe grubu derslerine giren iki
kadın öğretmenin hamilelik nedeniyle izinde olduklarını
belirterek, "Boş geçen felsefe dersini, kadrosu Antalya
Anadolu Lisesi'nde bulunan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi
öğretmeni Necati Ocakçı'ya verdik.Felsefe din kültürünün yan branşı
sayıldığı için, bir engel yok" diye konuştu.
TAM MANASI İLE BİR İSLAM'DAN ALERJİ DUYMA GÜDÜSÜ
VAKIASI

Sorsan " Eşitlik, adalet,özgürlükçü,demokrat,hümanist ..."
geçinirler...
HALBUKI SADECE ISLAM DUSMAN BIR GRUPLAR O
KADAR...HEMDE UYELERI ARASINDA O KADAR SAKALLI, BASORTULU OLDUGU
HALDE...!DAHA FAZLA DELILE GEREK VAR MI...!?
ÇOK İSTİYORSANIZ KURUN BİR SİYASİ
PARTİ ALIN AĞZINIZIN CEVABINI...AMA ONLARDA İŞİN FARKINDA ...PARTİ
OLSALAR ARKALARINDAKİ - BU KAFA İLE ! - OLACAK DESTEK % 0,0
BILMEM KAÇ...! AMA SUÇ SİZE ÜYE OLUP
SAYINIZI ŞİŞİREN MÜSLÜMANLARDA... :( YANİ BİZDE...ŞUUR
EKSİKLİĞİMİZDE...! BİZ SOL GÖRÜŞE KARŞI
DEĞİLİZ...SİTEMİZ BUNUN MESAJLARI İLE DOLU...AMA İSLAM DÜŞMANI KIM OLURSA OLSUN BİZİM DÜŞMANIMIZDIR...!
LIDER SENDIKALIKTAN NERELERE ...SON
HALLERI

DİNDARLARA SON KAZIK! YÖK VE
EĞİT-SEN ELELE !!!



Aman İslam adına ne varsa karşı çık, yoksa KESK olduğun nereden
anlaşılacak !


Van Eğitim Sen ve
SES üyesi 18 kişi tutuklandı
İki sendikanın Van şubelerine “terör
örgütü eğitimi verildiği” ihbarı üzerine düzenlenen operasyonda 7'si
kadın 18 kişi tutuklandı.Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ile Sağlık Emekçileri
Sendikası (SES) Van şubelerine düzenlenen operasyonda gözaltına alınan
7'si kadın 18 kişi, “terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklandı.
İfadelerinin ardından tutuklama istemiyle Nöbetçi Ağır Ceza
Mahkemesi'ne sevk edilen 7'si kadın 18 kişi, gece geç saatlere kadar
süren mahkeme sonunda, “terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklandı. İpekyolu Devlet Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen
tutuklular, cezaevine gönderildi.Yetkililer, terör örgütü üyesi olmak
suçundan tutuklanan 18 kişiden çoğunun Yüzüncü Yıl Üniversitesi
öğrencisi olduğunu belirterek, gözaltına alındıkları sendikalarla
ilgili soruşturmanın devam ettiğini kaydettiler.
30 Haziran 2008





Yuh !







E YUH YANİ!
NAMAZ = GERİCİLİK ÖYLE Mİ ...?!!!
NAMAZ KILANLARI IHBAR EDECEK MUHBIR DINSIZ ARANIYORRRR!



Olur olur...Yakışır!



Kesk... Devamı '
Burada
' (Tıkla)
KÜÇÜK KESK
EĞİTİM-İŞ

Ulusalcı sendika, cemaatle namaza da karşı
Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni tarafından öğrencilere
dağıtıldığı iddia edilen 'Dinin Direği Namaz' kitabını suç unsuru gibi
gösteren Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) cemaatle
namaz kılınmasına da karşı çıktı.Sendika yöneticileri, cemaatle
namazın teşvik edilmesini, "Çocuklarımızın saflığı; art niyetsiz
oluşları, din duyguları okşanarak örgütlemek istenmektedir. Bu
durumdan, dinin siyasallaşmasının istendiği görülmektedir." şeklinde
yorumladı. Sendika yöneticileri kitabın 'ulusalcı anlayıştan yoksun'
olduğunu savundu.
(17 Mayıs 2007)
|